bilim-kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim-kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2015 Perşembe

AYNI SENARYO FARKLI AÇI


Yine mi bilim kurgu filmleri, yine mi felaket senaryoları? Evet, ama bir dakika bekleyin; bu kez farklı bir açıdan!

Bu kurmacalarda mutlaka birisi, örneğin bir veya bir grup bilim adamı, sağlık görevlisi ya da devlet yetkilisi, halkı uyarır. Çoğunlukla felakete çok kısa zaman kala gelir bu uyarı ancak yine de bakınız halk uyarılacak kadar şanslıdır.
“Fay hattı kırıldı, büyük deprem geliyor. Şehri boşaltın!”
“Virüs yayılmaya başladı, salgından korunmak için evlerinizden çıkmayın!”
“Göktaşı çarpacak, sevdiklerinizle vedalaşın!” (Bu durumda halk da pek şanslı sayılmaz tabii, ama genelde bir çözüm bulurlar!)

Aslında kurmacanın başından beri ordadır bu bir grup bilim insanı, orda ve olacakları kestirmeye çalışmakla meşgul. Peki neden daha erken gelmez bu uyarı? Çünkü bazen anlamaları uzun sürer bazense ki asıl acı olan budur, bir devlet yetkilisi izin vermez halkın bilgilendirilmesine. Panik olurlar der, siz yanlış biliyorsunuz der, bir şeyler der ve felakete de hoşgeldin demiş olur. Kendinin kaçtığı da görülmüştür.

Toplum olarak, bir ya da bir grup bilim adamı tarafından uyarılacak kadar şanslı olduğumuzu varsayalım. Diyelim uyarıldık; hiçbir uyarıya kulak asmayan toplumumuzda, bilim adamını kim ciddiye alır ki? Nitekim “İstanbul’da büyük bir deprem bekleniyor” diye ülkeyi her yerde uyaran bilim adamına bir taraftan Deprem Dede adını takip eğlenen, diğer yandan Türkiye’nin en seksi adamı seçen bir toplumdan söz ediyoruz!

Başka bir düşündürücü nokta ise toplumumuzun söylenenin tam tersine yani deyim yerindeyse burnunun dikine gitmesi. Yani “Kaçın, saklanın” dense ısrarla evinden ayrılmaz; “Evinizden çıkmayın” dense ne oluyor burda yahu diyerek merakından sokaklara çıkar. Hatta yardım yerine yağmaya gittiği de görülmüştür.

Bu tutum da felaketi engellemek bir yana, olacaklara ivme kazandırır. Yeniliği sindiremeyen, eğitimi yetersiz insanlık, kendi sonunu getirebilir.

Çok mu kurgu dersiniz?

22 Ekim 2015 Perşembe

‘GELECEĞE DÖNÜŞ’ BENİ DESTEKLİYOR!

Yapay Zeka başlıklı yazımda, bilimsel araştırmaların ve bunu takip eden teknolojik gelişmelerin, geleceğimiz üzerindeki etkisinden söz etmiştim. Yaptığım, bugünkü koşullardan geleceğe doğru bir taş atarak menzilini takibe çalışmaktı aslında.

Zihnim tam da bunlarla meşgulken, bir hareketlenme oldu. 21 Ekim 2015 tarihi size bir şey anımsatıyor mu? Geleceğe Dönüş (Back to the Future) diye bir ses duyar gibiyim! Doğru; çocukluğumuzda kalıcı izleri olan filmin 2.sinde (Back to the Future II), varış tarihi olarak gösterilen tarih buydu. (Geri sayım için bir web sitesi bile yapmışlar:  http://www.october212015.com/related.php )

Geleceğe Dönüş II’de 2O15’e uzandılar ve neler gördüler? Yani 80’lerden günümüze baktıklarında hangi teknolojik gelişmelerin olabileceğini öngördüler? Peki öngörüleri gerçekleşti mi? Konuyla ilgili birileri çalışmış ve cevapları önümüze koymuş:
Gördüğünüz gibi filmde 2015’e yakıştırılan görüntülü iletişim, biyometrik tanımlama, LCD ekranlar, tablet bilgisayarlar, 3D teknolojisi, akıllı giysiler ve daha birçokları gerçek olmuş! Gelecek için bugünkü filmlerde öngörülenler neden gerçek olmasın?

Öyleyse bütün bunları göz önüne alarak bilim ve teknolojinin gerisinde kalmamak gerekir. Bugün yapılması gereken sanatla ruhumuzu, bilimle geleceğimizi aydınlatmak için çalışmaktır. Bir de bol bol bilim-kurgu izlemek!

Hayallerle ve gözleriniz açık kalın.
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-ShareAlike 4.0 International License. Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.