Sunset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sunset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2018 Çarşamba

SAN DİEGO’DAN YUKARIYA

Güneye inmek teorik olarak her yerde aynı iki yolla mümkün sanki; içeriden ve kenardan... Deniz kenarından, okyanus kenarından, ufuk çizgisine paralel, deniz kızına yakın, balıklara arkadaş, yosun kokusuna aşina, hafif esintiye razı...

Kenardan gitmemenin tek mazareti, acelesi olmak yani yetişme çabası. Bense size hiç acelesi olmayan ve San Diego'dan San Jose’ye uzanan bir pazar gününü anlatacağım. Güneyden dönmeyi, kenardan.

Ünlü California 1 otoyoluna koyulup sıra sıra plajları geçmek. Laguna, Newport, Huntington, Sunset, Seal, Long Beach, Manhattan, Santa Monica, Malibu ve Santa Barbara. Hepsi birbirinden güneşli, birbirinden mavi. Alabildiğine kum, insan. Pazar kalabalığı, hafifliği.

Newport’da aynı ses ve sessizlikle, sorumsuz bir aldırmayışla günlerimi, aylarımı, hatta yıllarımı geçirebilirim hissi. Sağı solu okyanus ya acaba ondan mı? Poseidon’un verdiği güçle küçük bir kara parçasına tutunmak. Kumsal boyu yürümek, koşmak…

Fotoğraf: Don Ramey Logan,  CC BY-SA 4.0

Bir plajın adı Sunset ise eğer, gün batımı görülmeye değer. Zira Kaliforniya’da birden çok Sunset Beach var. Koklayıp geçmek, gün batımına daha çok var.

Malibu’da dar yollar. Plajın tam üstündeki yolun her iki tarafı araba dolu. Park yeri olmayan plajların Pazar günleri için alışıldık bir durum. Ama yol daha çok araba fuarı görünümünde. Geçerken yanlışlıkla çizmek istemeyeceğiniz türden arabalar. O araba sizin olsa, yol kenarına bırakmayı düşünmezsiniz ama Malibu’nun zenginliğinde doğal şeyler bunlar.

Akşam üzeri Santa Barbara. Durmak.

18 Aralık 2017 Pazartesi

EVDEN ÇOK UZAKTA

Nerelisin diye sordu adanın yerlisi müzisyen kadın. Türkiye diye yanıtladım. Bir anlık duraksamadan sonra, dünyanın öteki tarafından dedi. Çok uzaktan. Ben bu adada doğdum, büyüdüm. Buradan ayrılıp başka bir yerde yaşayabileceğimi, o kadar uzaklaşabileceğimi düşünemiyorum.

O an farkına vardım mesafelerin. Sahi nasıl gelmiştim onca yolu? Denizler okyanuslara eklenerek mi taşımışlardı beni Pasifik’teki bu adaya, Oahu’ya? Yüzerek mi uçarak mı varmıştım? Birden farkına vardım doğduğum şehrin uzaklığını.

Ama hoş bir huzur, yumuşak bir melodiydi adadaki varlığım, inkar edemem. Sevdim Oahu’nun kenarlarında dolaşmayı, okyanusla uyuyup uyanmayı. Telafuzu zor adını hiç anlayamadığım güzel sesli adalı kadın ve müzisyen arkadaşlarıyla adanın üzerinde dolaşan bir kuş hafifliğindeydim.

Halekulanı Hotel’in, adını Charlie Chan House’a ait House Without a Key romanından alan muhteşem mekanında Hawaii müzikleri. Bir ukulele, iki gitar. Ve Hawaii’nin yerel dansı Hula… Her akşam aynı yerde, okyanusun üzerinde gün batmaya başlarken, tatlı tatlı başlıyor adalılar birlikte büyüdükleri ezgilere. Her bir şarkının hikayesini anlatarak, yer yer tercümesini yaparak, ada için öneminden, tarihinden bahsederek sakin bir tondan söylüyorlar. Performans boyunca yüzündeki gülümsemeyi değiştirmeyen Hula dansçısı, elleriyle kollarıyla yumuşacık hareketler yapıyor. Bedeninin bütün adayla uyum içinde salınması, tatlı tatlı dokunuyor ruhuma. Gülümsemeden, o ruhani hareketin bir parçası olmadan duramıyorum. Bu performansa kayıtsız kalamıyorum, kinestetik tepkiler veriyor vücudum oturduğu yerden. Gökyüzüne bakıyorum, dansçıya bakıyorum, huzur buluyorum.

Derken yağmur başlıyor. Mekanın masalara bıraktığı mavi şemsiyeleri açıyoruz. Duruyor, tekrar başlıyor yağmur. Ürkütmeden, yağıp geçiyor. Akşamın güzelliğini bölmeye yetmiyor gücü. Dört kere gidip geliyor dansçı. Elleriyle, kollarıyla, kalçalarıyla anlatıyor her şarkının hikayesini. Her Alohada kalbine yaklaşıyor. Gülümsüyor, hep gülümsüyor. Ağzımda Hale Tai’nin  tadı, gülümsüyorum. Ben de gülümsüyorum…




*Aloha, Hawaii dilinde merhaba, hoşçakal, aşk, sevgi gibi birçok anlama gelmekte ve farklı yerlerde kullanılmaktadır.
**House Without a Key, Waikiki sahilinde muhteşem bir mekan. Her akşam canlı Hawaii müziği ve Hula dansı eşliğinde, birbirinden güzel kokteylleriyle hizmet vermekte. Akşam yemekleri için tercih edilebileceği gibi, sadece bir şeyler içmek ve okyanusun gölgesinde müziğin tadını çıkarmak için de gidilebilir.




Fotoğraf: Özgür Keleş, Creative Commons



Hale Tai (solda), Halekulani Sunset (sağda)
   

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-ShareAlike 4.0 International License. Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.