Türk kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2016 Salı

BİRAZ SUSUP DÜŞÜNMEK İÇİN - SONSÖZ

İnsanları renklerine, dillerine, dinlerine göre ayırmak, birini diğerine üstün saymak ya da özetle ırkçılık nasıl evrensel normlarda kötü, olumsuz bir tutumsa, kadınları milliyetlerine göre değerlendirmek, birini yüceltirken diğerini yerin dibine sokmak da aynı oranda yanlış bir tutumdur. Bu yazıları paylaşma amacım mevcut yargılarla ilgili küçük bir farkındalık yaratmaktır. Düzeltmek için, kendimizden başlamak için, önce kendimizi farkına varmalıyız; öyle değil mi? Öyle. Bir silkelen, bir kendine gel uyarısı! Ben yapmasam, sen yapmasan, kim yapacak? Hem zaten şuursuzluktan yani bir farkında olmama durumundan değil mi bugün kadınların yaşadıkları, kadınlara yaşatılanlar?

Analiz tedavinin en önemli bölümü derler ya öyleyse bakalım mevcut durumumuza istedim. Görelim ki iyileşelim, iyileştirelim, güzelleştirelim…

Türk kadını ile Rus kadınını ya da herhangi başka bir milletin kadınını kıyaslamak ve herhangi bir kadın hakkında çirkin söylemlerde bulunmak takdir edersiniz ki hoş olmayan bir davranıştır. Her kadın güzeldir, özeldir. Uyruğu, kökeni, dili ne olursa olsun bütün kadınlar renktir, ahenktir. Koşullarını göz önünde bulundurmadan kadınları eleştirmek, ancak Afrika’da su taşıyan kadınla Londra’da marketten su alan kadını kıyaslamak kadar doğru olur. Kadınlar dünyayı güzelleştiren varlıklardır. Tüm kadınlar eşsiz, güçlü, zarif ve parlaktır.

Kadınların kendi değerlerini farketmeleri, erkeklerin de kendilerine gelmeleri dileğiyle…
Güneşli, mutlu yarınlar…

30 Ocak 2016 Cumartesi

TÜRK KADINLARININ RUS KADINLARINA BAKIŞI- BÖLÜM 2

Türk kadınlarındaki bir diğer algı ise, Rus kadınlarının hafif meşrep, kolay elde edilebilir oldukları yönünde. Aynı (bazı) Türk erkekleri gibi! Bu çok dile getirilmeyen sessiz algı, yer yer kocalarını Rus kadınlardan korumaya hatta kaçırmaya kadar varabiliyor. Sanki Türkiye’ye gelen her Rus, Türk erkeklerini evli/bekar ayırt etmeksizin ayartmak için geliyor!

Ne var ki bu algı kendiliğinden oluşmuyor Türk kadınlarında. Yıllarca konuyu böyle işleyen babalara, ağabeylere, erkek arkadaşlara ve nihayetinde de kocalara sahip oluyorlar! Toplumdaki bu yerleşik bakış açısı, sonunda yerini kıskançlığa bırakıyor Türk kadınında! Haksız mı? Güven veren erkeklere sahipler de onlar mı yersiz endişeleniyorlar? Sevgililerini, eşlerini her an bir Rus kadınına kaptırmak, söz konusu Türk erkekleri olduğunda, sadece bir paranoya mı yoksa ihtimal dahilinde mi?

Özetle, bu hoş olmayan hafif hatta ağır meşrep Rus kadını algısını Türk kadınları kendiliğinden geliştirmiyor. Yani doğru olmayan bakış açısındaki tüm hata yine Türk kadınlarına ait değil!

Konunun sosyolojik boyutunu görmezden gelerek savında ısrar eden bir kesim Türk kadını, oradan buradan duydukları birkaç örneği pişirip pişirip ortaya koyuyor. Oysa dünyadaki bütün kadınlar bir erkekten hoşlandığında kur yapıyor, kafayı taktığında gidip konuşuyor, sevişiyor! Üstelik kapalı kapılar ardında da değil, herşey ortada, herkes biliyor! Kaldı ki bütün kadınların tarih boyunca istediğini elde etmek için her yolu denedikleri bilinen bir gerçek. Bunun Asyalısı, Avrupalısı, Türkü yok, kadın koşullarına göre her yerde aynı! Türk’ün Türk’e yaptığından çok farklı birşey yapmıyor sanki Rus kadınları…

İrkilir gibi oldunuz! Ne yazık ki en kötüsü kadının kadına yaptığı ve maalesef bu gerçek! Çocuk gelinlerin anneleri de bir zamanlar çocuk gelin olmuşlardı. Buna rağmen kızları evlendirilirken en önde bayrağı taşıdıklarını görürüz. 40 yıllık pek de mutlu sayılmayan evliliğine rağmen kızlarını evlenmeye zorlayan anneleri, teyzeleri, halaları… Töre cinayetlerini destekleyen kadınları…İş hayatında alttan yetişen yeni mezunu kendi yerine tehdit görüp kan kusturan kadın yöneticileri… Ve tarihin şahit olduğu daha nicelerini… Bana kalırsa en az He For She kadar gerekli She For She. İşte belki o zaman tüm kadınlar dedikoduyu, hunharca eleştirmeyi bırakır, destek olurlar birbirlerine. Daha çok severler, daha çok sahip çıkarlar. Herkesi kendi koşulları içinde değerlendirip analiz ederler. İçlerindeki güçlü kadını bulur, kendilerine güvenir, önce kendilerine sonra diğerlerine daha çok değer verirler… Yaparlar kadınlar bunları; hele Türk kadınları alasını yapar!

28 Ocak 2016 Perşembe

TÜRK KADINLARININ RUS KADINLARINA BAKIŞI- BÖLÜM 1

Bazı kaynaklara göre Ruslar en iyi, en güçlü erkeklerini tarih boyu süren uzun savaşlarda kaybetmiştir. Çarlık Rusyasının kanlı toprak savaşları, 1. ve 2. Dünya Savaşları, Çeçen ve diğer Kafkas halklarıyla süre gelen savaşlar… En iyilerin en önde yer aldığı bu savaşlarda, en iyilerini kaybeden Ruslar, güçlü erkeklerinden olmuşlardır.  Yani arta kalan en zayıflar ve hainlerdir. Söylenene göre bu erkeklerin soyu devam etmiştir. Bu durum, Rusya’daki çelimsiz, beti benzi solmuş, yakışıklı olmayan erkek popülasyonunu açıklar! (Arada birkaç istisna çıkar; hani kaslı, güçlü kuvvetli, boylu poslu Rus erkeği diye tabir edilen türden. Ama arayın ki bulasınız!)

Bu durum, güzel ve bakımlı kadının çok, yakışıklı ve güçlü erkeğin az olduğu bir ülke yaratır. Bu da Türk erkeklerinin değerli olduğu bir coğrafya demektir ister istemez. Sonuç Türk kadınını mutlu etmez. En yakın komşusu büyük tehdittir! Karadeniz’i aşan Türk erkeğini bir anda başkalaştırabilir.

Kendinden genç ve güzel olanı çoğunlukla rakip olarak gören kadın psikolojisi, bu durumu göz önünde bulundurarak istemsiz algılar geliştirir. 2. grup Türk erkeklerinin tavrı da Türk kadının Rus kadınına olumsuz bakışını tetikler.

-           Rus kizları ince, güzel filan ama yaşlanınca bırakıyorlar kendini şekerim.
-           Aynen katılıyorum.

Türk kadınları arasındaki yaygın bir diyalogtur bu. Önündeki kısırlı, mozaik pastalı gün tabağından su böreğini çatalına takmış, bir yandan ısırıp bir yandan uluslararası dedikodu yapan Türk kadınının, zayıflığa haseti nedendir? Oysa her sabah açma, poğaça yemeyen, akşamları baklavalar, sütlaçlarla kahvesini taçlandırmayan, az ve sık yiyen, spor yapan herkes ince bir görünüme sahip olabilir! Sınırsız yemek, hareketsiz hayat, bolca içki (“Aaaa onlar su gibi içiyor!” nidalarını duyar gibiyim. Bir küçük not düşeyim ki genç Rus kadınlar öyle çok alkol almıyor) ve kesintisiz eleştiri… Bu yol yanlış değil midir?
Belki ama o da bu yola annesi tarafından itildi!

-           Nasıl? Anne kavramı da nereden çıktı şimdi?

O incecik Rus kızlarının, az yemeyi öğütleyen ve kendilerini küçük porsiyonlara alıştıran anneleri var. Yani kız çocukları “yeter kızım daha fazla yeme” diye büyütülüyor. (Arkasında ekonomik sebepler, bizim gibi çeşit çeşit yemek yapılamaması, kış şartlarından dolayı yiyeceğe erişimin zorluğu vb nedenler olabilir. Ama nedeni ne olursa olsun bu kültür yerleşmiş.)

-           Yemezsen arkandan ağlar!
-           Aa beğenmedin mi? Darılırım vallaha!
-           Ölümü gör ye!

Tanıdık geliyor mu? Türk anneleri bunlar gibi yaratıcı cümleleriyle kızlarının ağzına börekleri, mantıları tıkarken, Rus kadınları yaşlanınca sarkıyor zaten söylemleriyle de rahatlamaya çalışırlar. Oysa emekliye ayrılan iki çocuk annesinin dramına yani poposuna bakın! En son ne zaman oje sürmüş? Ne yediğine dikkat ediyor mu? Spor yapıyor ya da güzel görünmeye çalışıyor mu? Yani yaşlanınca kendini bırakan bir tek Rus kadınları mı? Türk kadınlarının hepsi Ajda Pekkan gibi mi duruyor?

Türk kadınının da bakımlısı, bedenine değer verip koruyanı, Rus kadınının da bakımsızı, kendini salmışı var elbet.  Yani namı almış yürümüş güzellik, bir tek Ruslara ait değil! Yeter ki kültürümüzün evrimini daha sağlıklı bir yaşam yönünde gerçekleştirelim. Nasıl mı?

“Yemeğin salçalısı, kadının kalçalısı kavramından başlayarak mesela!
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-ShareAlike 4.0 International License. Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.